Ana Sayfa  |  Yardım  |  Üyeler  |  Giriş  |  Kayıt


Forum Ana Sayfası  »  SİVAS TANITIM
 »  Eski Başkent Sivas

Yeni Başlık  Cevap Yaz
Eski Başkent Sivas           (gösterim sayısı: 3.505)
Yazan Konu içeriği
Üye Profili boşluk
admin
[ Sivaslı ]
Site Kurucusu
Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 04.04.2009
İleti Sayısı: 873
Şehir: Sivas
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder

Web Adresi | Özel ileti Gönder
Konu Tarihi: 14.11.2009- 22:20


Resim Ekleme

Türkiye Gazetesi'nde Behçet Fakihoğlu'nun Sivas ile ilgili yazı dizisi yayımlandı.

İlimize gelerek gözlemlerde bulunan ve Sivas ile ilgili gördüklerini gazetesine alan Behçet Fakioğlu'na teşekkür ederek yazıyı www.sivas.ws üzerinde paylaşıyoruz.

Selçuklu ve Osmanlı’nın en önemli şehirlerinden olan, Türkiye Cumhuriyeti’nin de temellerinin atıldığı Sivas; o yıllarda tekel, çimento, vagon fabrikalarıyla önemli bir sanayi merkeziydi. SİVAS DAHA ÇOK TEŞVİK İSTİYOR

Teşvikte 3. bölgeden 4. bölgeye geçmek isteyen şehir, eski iktisadi canlılığa kavuşmak için çabalıyor



DÜNYACA ÜNLÜ FİRMALAR VAR

Kentleşmenin son yıllarda giderek arttığı Sivas’ta, buna bağlı olarak iş alanları da gelişiyor. Dünya markası diyebileceğimiz firmalar bulunmakta. Mermer, otomotiv yan sanayinin bazı ürünleri birçok dış pazarda yer bulmakta. Özellikle lens üreten, bu alanda Türkiye’nin tek, dünyanın 5. fabrikası konumundaki Anadolu Tıp Teknolojileri AŞ göğsümüzü kabartıyor. 2005 yılından bugüne “Zaraccom Lenses” markası ile “kontakt lens” ve “göz içi lensi” üretimi yapan firmada, en yüksek kalite standartları uygulanmakta. Türkiye genelinde satış ağını genişleten “Zaraccom” lensleri, uluslararası marka olma yolunda büyük adımlar atmış, başta birçok Avrupa ülkesi olmak üzere, 35 ülkeye ihracat yapar hale gelmiştir.


Sivas Çifte Minareli Medrese

Milattan Önce 7000 yıllarından beri yerleşim yeri olduğu söylenen Sivas; Kızılırmak, Yeşilırmak ve Fırat nehirlerinin oluşturduğu 3 vadi arasında yer almakta. Genel olarak dağlık ve yüksek plato üzerinde bulunan Sivas’ın arazi yapısının ortalama yüksekliği 1000 metrenin üzerinde. 1071 yılında Danişment Beyliği’nin sınırlarına katılan Sivas’ı, Sultan İzzettin Keykavus 1220 yılında Selçuklu Devleti’nin başkenti yapmış. Sivas, 1398 yılında Osmanlı topraklarına katılarak, Kayseri, Malatya, Tokat, Çorum gibi illerin bağlı olduğu, geniş bir bölgenin eyalet merkezi olmuş; “Eyalet-i Rum” adını almış. 4 Eylül 1919’da toplanan Sivas Kongresi ile, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri burada atılmış, Mustafa Kemal Paşa ve Kongre delegeleri 108 gün burada kalmış. Sivas, tarihin bu kritik döneminde bir bakıma ülkemize 108 gün başkentlik yapmış, Meclisin temelleri burada kurulmuş...

GÖÇ VERMESİNE RAĞMEN...

Tarihin her döneminde böylesine önemli roller üstlenen Sivas’ta bütün bunlardan izler, birikimler bulunmakta. Mimaride, kültür ve sanatta ulaşılmış zirveler, bu şirin ilimizde bugün bile açıkça görülmekte. Vali Ali Kolat, çok göç vermesine rağmen Sivas’ın, sahip olduğu tarihî birikim sayesinde canlılığını, diriliğini hâlâ koruduğunu söylüyor. Selçuklu döneminde çok aktif bir rol alan Sivas, Osmanlılar döneminde de önemini hep korumuş. Vali Kolat, Sivas’ta geçen ve tarihimize mal olan bir olayı da hatırlatıyor: “1884 yılında yol yapımı sırasında Zara yakınlarında aşılması zor bir kaya çıkar. Durum, zamanın Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa’ya bildirilir. Paşa, günümüze kadar gelen, tarihe mal olmuş, ‘gidemediğin yer senin değildir’ sözünü söyler ve yol yapımının devam ettirilmesini emreder...” Sivas, tarihimizin, geçmişimizin toplu olarak bir arada bulunduğu bir açıkhava müzesi görünümünde. Gelip görenlerin bu nadide eserlere, bu birikimlere hayran kalmaması mümkün değil. Aynı zamanda ülkemizdeki farklı insan kesimlerinin barış içinde bir arada yaşamasının da en iyi şekilde ispatlandığı il. “Madımak Oteli” olayı gibi dışarıdan kaynaklı, provokatif olay dışında; bu ilimizde barışı, kardeşliği bozucu bir hadise olmamış, aynı kardeşlik bugün de devam etmekte. Kültürel olarak bu kadar zenginliği ve birikimi olan Sivas’ın yer altı zenginlikleri de çok fazla. Divriği ve Kangal’daki demir rezervlerinin, bütün demir rezervlerimizin yarısına yakın olduğu söylenirken, 20 çeşit önemli madenin çıkarılmakta olduğu belirtiliyor. Özellikle kalitesiyle dikkat çeken mermer, il ihracatının yüzde 30’unu oluşturuyor. Sivas’ın geniş arazilerinde tarım ve hayvancılık için önemli kapasite bulunurken, göç sebebiyle adeta boşalan kırsal kesim, bu fırsatın heba olmasına yol açmış. Başka bölgelerde patateste oluşan hastalık, bu ilimizde patates ekimini önemli hale getirmiş. Kelkit Vadisi gibi bazı yörelerde önemli miktarda sebze ve meyvecilik yapılıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Tekel Fabrikası, Çimento Fabrikası, Vagon Fabrikası gibi önemli yatırımlar yapılmış. Birçok Sivaslı buralarda çalışmış, emekli olmuş. Ekonomideki değişim sebebiyle bu kamu yatırımları özelleşmiş, küçülmüş veya kapanmıştır. Bu durum da göçü biraz daha tetiklemiş. Başta İstanbul olmak üzere, büyük şehirlere çok sayıda Sivaslı gidip yerleşmiş.


Sivas Valisi Ali Kolat : DAHA FAZLASI ŞART


Bu insanların Sivas ile bağları kopmamış. Özellikle yaz aylarında Sivas ve köyleri dolup taşmakta, şenlenmekte. Gidenler, doğdukları topraklarda hastane, okul da yapıyor zaman zaman. “Ama bunlar yetmiyor. Biraz da üretime yönelik yatırım yapsınlar, doğdukları topraklara vefa borçlarını ödesinler” diyor Vali Kolat. Organize Sanayi Bölgelerindeki işletmelerde 4 bin 500 kadar istihdam var, ama daha fazlası olmalı! Turizmin geliştirilmesi, çermiklerin (kaplıca) daha iyi değerlendirilmesi için çalışmalar yapılıyor. Vali Ali Kolat, gelenlerin beklentilerinin karşılanması, konaklama ihtiyaçlarının giderilmesi için de eksikliklerin giderilmesi gerektiğini belirtiyor.



HER DÖNEMİN İZLERİ BİR ARADA

Bir tarafta Osmanlı, bir tarafta Selçuklu eserleri... Karşıda hükümet konağı ve yakınında Sivas Kongresi’nin yapıldığı tarihî bina... Sivas’ta, tarihin her dönemini bir arada görmek ve yaşamak mümkün...

Şehrin dokusuna uygun bir imar

Sivaslılar, yiğit bir Sivaslı olan Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’na vefa göstererek, onun partisinden ve arkadaşlarından Doğan Ürgüp’ü Belediye Başkanı olarak seçtiler. Başkan Ürgüp, bu sorumluluğun bilinciyle Sivas’ı daha modern ve yaşanılır bir şehir yapmak için kolları sıvamış. İhtiyaçlara cevap verecek bir imar ve şehirleşme oluşturuluyor. İmar planı yenilenecek, şehir kimliği ortaya çıkarılacak, şehir estetiğini yükseltecek çalışmalar yapılacak. Sivas’ın tarihî mirası korunacak ve yaşatılacak. Tarihî Ulucami’nin hinterlandını rahatlatacak bir proje geliştirilecek. Behrampaşa Hanı için de benzer bir çalışma yapılacak. Şehir hayatını kolaylaştırıcı ve güzelleştirici çalışmalar yapılacak. Şehrin manevi şahsiyetlerinin türbeleri ve vakıf eserlerine büyük önem verilecek, bu eserler korunacak. Şehir kültüründe önemli bir yeri bulunan tatlı su çeşmeleri yeniden ihya ediliyor. Sıcak çermik şehre kazandırılmış. Önemli bir Selçuklu şehri olan Sivas’ın bu zenginliklerinin turizm için daha çok kullanılması gerektiğine inanan Başkan Ürgüp; bunun, şehir için bir çıkış yolu olacağını söylüyor. Tarihî Sivas Kalesi ve çevresinin düzenlenmesi projesinin başlatılması hedefleniyor.

ÇOK YÖNLÜ ÇALIŞMALAR

Paşabahçe projesinin devam etapları hayata geçirilecek, Aksu Projesi bitirilecek. Çok yönlü kültürel çalışmalar başlatılacak, etkinlikler düzenlenecek, medeni bir şehir hayatının gerekleri yerine getirilecek. Katı atık depolamasının dünya standartlarında yapılması, atık su arıtma tesisi çamurunun depolanması konularında gereken hassasiyetler gösterilecek. 12 bin metre içme suyu borusu döşenmiş. Kısa zamanda büyük asfaltlama çalışmaları gerçekleştirilmiş. Ev hanımlarının emeklerinin değerlendirilmesi yönündeki çalışmalar da ihmal edilmiyor. Çocukların, gençlerin şehir kültürü içinde büyümeleri, gelişmeleri önemseniyor. Sağlıklı bir nesil için spor tesisleri açılacak, malzeme desteği verilecek.

İNSAN VE ÇEVRE SAĞLIĞINI ÖNEMSİYOR

Muhsin Yazıcıoğlu’nun hatırasını her zaman yaşatacaklarını söyleyen Belediye Başkanı Doğan Ürgüp, “Şehirlilik bilinci geliştirilecek, hemşehrilik ve hemşehri memnuniyeti odaklı çalışmalar yapılacak. İnsan ve çevre sağlığının korunmasına azami gayret gösterilecek” şeklinde projelerini anlattı.

İŞ ADAMLARININ TALEBİ: Sivas, dördüncü bölgeye alınsın

Sanayi çarklarını yeniden döndürmek için hazırlanan son yılların en kapsamlı teşvik yasasında birtakım yanlışlıkların ve eksikliklerin bulunduğu söyleniyor. Sivaslı sanayiciler, yeni sistemde bölgelerin çoğaltılarak, illere, hatta potansiyeline göre ilçelere dahi teşvik uygulanması gerektiği görüşündeler. Gruplar belirlenirken yapılan yanlışlıkların düzeltilmesini isteyen Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hacı Osman Yıldırım, “Sivas, var olan konumu gereği 4. bölgede olması gerekirken; Kayseri, Gaziantep, Uşak, Samsun gibi daha gelişmiş illerin bulunduğu 3. bölgeye alınmış. Bu durum Sivas’ın, yatırım cazibesini yitirmesine sebep olmuş. Komşumuz Malatya, bizden daha gelişmiş olmasına rağmen 4. bölgedeyken, Sivas’ın 3. bölgede olması doğru değil. 3. bölgede yatırım kararı alan bir girişimci, gelişmiş sanayi ve limana yakınlığı göz önüne aldığında, tercihini bu yönde kullanacaktır. Hiç de adil olmayan bu sistem bölgesel kalkınma yerine, kalkınmış illeri daha da zengin kılacaktır. Diğer iller ise teşvik kurbanı olacaktır” diyor. Başkan, mevcut uygulamanın yeniden gözden geçirilmesini, bu yanlışlıkların düzeltilmesini istiyor. Sektörel teşvikler hususunda talepte bulunan Başkan Yıldırım’ın bu talebi uygun bulunmuş, Sivas için önemli olan otomotiv sektörü ve “doğal taş”, teşvik kapsamına alınmış. Başkan, aynı hassasiyetin 2010 yılında Sivas’ın 4. bölgeye alınmasıyla da gösterilmesini bekliyor.

İlk Türk uçağını bir Sivaslı yaptı

Tarihî ve kültürel birikimi çok yüksek olan Sivas’ta birçok devlet adamı, âlim ve bilim adamı yetişmiş. Sivas’tan, Türkiye’nin kalkınmasında önemli katkıları bulunan pek çok iş adamı da çıkmış. Sivas’ın yüz aklarından birisi, pek çok alanda ilklerin adamı olan Nuri Demirağ, 1936 yılında havacılık sanayimizin ilk temellerini atar. Beşiktaş Barbaros Hayrettin İskelesi’nin yanında Tayyare Etüt Atölyesini kurmakla işe başlar, bu atölye dev bir fabrikaya dönüşür; Yeşilköy’de Elmas Paşa Çiftliği’ni, tayyare meydanı yapmak için satın alır. Hep ilklerin adamı olan Nuri Demirağ, 1922’de ilk Türk sigara kağıdını üretir, şehir ve köy planlarını ilk o hazırlar, Karabük’te demir çelik fabrikası, İzmit’te seliloz fabrikası, Sivas’ta çimento fabrikası, Bursa’daki Sümerbank Merinos Fabrikası onun tarafından kurulur. 1936 yılında ilk Türk uçağı da onun tarafından üretilir, ama sonra her nedense bu faaliyet engellenir!..

Türkiye Gazetesi



Kurtar beni Sivaslım , Gel Tut Elimden

Cvp:
Yazan Cevap içeriği
Üye Profili boşluk
admin
[ Sivaslı ]
Site Kurucusu
Kullanıcı Resmi
Kayıt Tarihi: 04.04.2009
İleti Sayısı: 873
Şehir: Sivas
Durum: Forumda Değil
İletişim E-Posta Gönder

Web Adresi | Özel ileti Gönder
Cevap Tarihi: 15.11.2009- 20:09


Evet yukarıda alıntı yaptığımız yazı dizisinin devamındaki ikinci yazı da 13 KASIM 2009 CUMA günü Türkiye Gazetesi'nde Memleketten Haber Var köşesinde yayımlandı.

Şimdi bu ikinci yazıya yer veriyoruz..

-------------------------------------------------------------------------------------------------
Memleketten HABER VAR -100-
Behçet FAKİHOĞLU
behcet.fakihoglu@tg.com.tr


Dünya Kültür Mirası listesinde bulunan Divriği Ulucami, çift minareli Gök Medrese, Türk mimarisinin ve süsleme sanatının birlikte görülebildiği kaleler, han, hamam ve kervansaraylar... Kangal köpeği ve doktor balıklarıyla dünyaca bilinen Sivas; bu değerleriyle çok büyük bir turizm potansiyeli taşıyor.

Resim Ekleme

DİVRİĞİ ULUCAMİ

Alçalıp yükselen, fakat sunduğu görsel ziyafetle insanı yormayan yolları geçerek Divriği’ye varıyoruz. Karşıdaki tepede bulunan kale, tarihî konaklar, kümbetler, minareler; uzaktan görünüşü bile etkileyici. Çarşının içinden geçerek, Ulucami’ye yöneliyoruz. Aman Allah’ım, bu ne güzellik, bu ne ihtişam. Anadolu’nun bu uzak köşesinde bir şaheser. Ahmet Şah Ulucamii ve Turan Melek Şifahanesi, Türkiye’yi aşmış, dünyaya mal olmuş şaheserler. Orta Çağ Anadolu’sunun, Türk İslam sanatının en seçkin örnekleri. UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi’ne” alınan ülkemizdeki 8 eserden biri ve bina olarak tek eser... Mengücekoğulları hükümdarı Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah tarafından 1228 yılında yaptırılan bu caminin mimarı, Ahlatlı Hürrem Şah’tır. Kuzey, doğu ve batı yönlerinde yer alan; taş süslemeleriyle hayret uyandıran üç muhteşem kapı bulunmakta. Darüşşifa da Behram Şah’ın kızı Melike Turan Melek tarafından 1228 yılında yaptırılmış, 18. yüzyılda medrese haline getirilmiş...

Sivas’a girişte karşımıza her zamanki kızıllığıyla Kızılırmak çıkıyor. Üstünde de tarihî Taşköprü, ismi “19 Köprü”; 17 gözünü sayıyoruz, ikisi toprak altında kalmış olmalı... “Havası sert, insanı mert” derler ya Sivas için; yiğit kısmı doğru. Bilhassa Sivaslı İbrahim Denizli’yi tanıdıktan sonra, buna daha çok inandım. Ama sert soğuğu yoktu. Anadolu’nun bazı bölgeleri soğumuşken, Sivas’ta adeta sıcak bahar günleri yaşanıyordu. Zaten Sivaslılar da eski soğuk havaların kalmadığını, iklimin çok değiştiğini söylüyor. Sivas’ın şairi, aşığı çok. Çok da göç vermiş Sivas’ta şairler artık hasret ve gurbeti işliyor.

İLK GİDEN ŞAŞIRIR!

İhsan Akpınar da bunun güzel bir örneğini sunuyor: “Dur gardaş, bir selam ver geç dostuna / Yabancı değilsin bizim eldensin / Endamın gururun bize benziyor / Yiğidin harman olduğu yerdensin / Sivaslısın gardaş, tanıdım seni / Neredensin, söyle gardaş ilçeni / Bilirim ben, Sivas’ımdan göçeni / Gardaş sen Sivas’ın neresindensin?”
Nevzat Denizli hanımefendi de; “Turnam niye uçman kanadın pas mı? / Susmuş ötmüyorsun yoksa mı yaslı? / Kendi İstanbullu olmuş aslı Sivaslı / Bizim ele selam edin turnalar” dörtlüğüyle, benzer duyguları dile getiriyor...
Sivas’a ilk giden herkes şaşırır, daha önce gelmediği için hayıflanır. Böyle muhteşem eserlerin yeterince bilinmemesi, tanıtılmaması, olacak şey mi?

HEPSİ AYNI KAREDE


Şehir meydanında hayatınızın şokunu yaşıyorsunuz. Gözlerinize inanamıyorsunuz. Bir tarafta Çifte Minareli Medrese, Şifahiye Medresesi, Buruciye Medresesi gibi Selçuklulardan kalma şaheserler, karşınızda ve diğer tarafta Osmanlı döneminde yapılmış, biblo gibi taş binalar... Selçuklu, İlhanlı, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait, medeniyetlerin izlerinin bir arada ve aynı kareye böylesine girdiği başka bir coğrafya parçası var mı acaba?
Çifte Minareli Medreseye, yükselen iki minareye çarpılmamak mümkün değil. Bu zarafet, bu ihtişam, bu güzellik, bu uyum başka hangi eserde ola ki? İlhanlı Veziri Sahip Şemsettin Cüveyni tarafından 1271-72 yılında yaptırıldığı anlaşılan bu inci tanesi, Anadolu’nun en yüksek taç kapısına sahip ön cephesiyle, muhteşem. İki minare de adeta Sivas’ın sembolü olmuş. Darül Hadis adıyla bilinen bu muhteşem eser büyük yıkıma uğramış, restore ediliyor.

ESERDE SINIR YOK!


Çifte Minareli Medrese’nin hemen yanında Şifahiye Medresesi ve Darüşşifası bulunmakta. Selçuklu Sultanı 1. İzettin Keykavus tarafından yaptırılan bu eser zamanının en önemli tıp fakültesi, Anadolu’nun en büyük şifahanesi. Az ötede de Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde yapılmış Buruciye Medresesi. Muhteşem taç kapısıyla Anadolu’nun en ünlü yapılarından olan bu medrese fizik, kimya, astronomi öğretimi amacıyla yaptırılmış. Bunların yanında, 1580 yılında yapılmış Kale Camii de güzellikleri tamamlıyor, bu meydanı eşsiz kılıyor. Aynı meydanın başında Osmanlı’dan kalma vilayet binası, Kongre binası ve diğer tarihî eserler...
Hemen ilerde de, İslam Alimleri arasında bilinen üç “Şems”ten biri, Büyük Alim Şems-i Sivasi Hazretlerinin türbesi... (Diğerleri Ak Şemsettin İle Şems-i Tebrizi Hazretleri)

İKİ GÜZEL MİNARE


Şehrin en eski yapılarından olan Ulucami, Taşhan, Kurşunlu Hamamı, diğer hamamlar, tarihi konaklar... Hele, Türk mimarisinin ve süsleme sanatının birlikte görülebildiği en önemli yapılardan Gök Medrese nasıl anlatılsın. Bu medresenin anlatılamaz güzellikteki iki minaresi... Sivas’ın bu muhteşem eserlerini anlatmaya güç de yetmez, sayfa da. Bu küçük alanda bunca eser varsa, şehrin eski hali nasıldı? Evliya Çelebi, zamanının en önemli eyaletlerinden biri olarak belirttiği Sivas’ta; 40 ilkokul, 1000 dükkan, 18 han, 40 çeşme bulunduğunu yazar. Sivas’a nazır “Yukarı Tekke”ye çıkıyor, Peygamber Efendimizin Sancaktarı Abdulvahhap Gazi Hazretleri’ne ait olduğu rivayet edilen türbeyi ziyaret ediyoruz.
Toprak genişliği bakımından Türkiye’nin ikinci büyük ili olan, her birinde birçok tarihî eser ve tabii güzellik bulunan 16 ilçesiyle Sivas’ı, bu sayfaya sığdırmanın imkansızlığı ortada...


Resim Ekleme

GÖK MEDRESE


Türk mimarisinin ve süsleme sanatının birlikte görülebildiği en önemli yapılardan Gök Medrese, nasıl anlatılsın? Restorasyona alınmış bu medresenin muhteşem güzellikte iki minaresi var...

Resim Ekleme

Babasından kendisine sadece seyyar köfte arabasının kaldığını söyleyen Ahmet Usta, “Patron değilim, usta olarak kaldım” diyor.

Kömür ateşinde SİVAS KÖFTESİ


Sivas’ın mutfak kültürü oldukça zengin. Madımak aşı, peskütan gibi lezzetler her Sivaslının vazgeçilmezi gibidir. Ünü ülkenin her tarafına yayılmış, sırf bu lezzeti tatmak için Sivas’a gidilen bir yemeği, Ahmet Usta’nın Sivas Köftesi’ni tanıdık. Her zamanki gibi diğer çalışanlarla birlikte köfte yapmakla meşgul olan Ahmet Usta, biraz mola vererek bu lezzeti anlatıyor. Sivas’ın dağında, kırında, kekik gibi otlarla beslenmiş hayvanlar seçilir, canlı alınır, kesilir, soğuk hava deposuna konur, 24 saat dinlendirilir. Besi hayvanı alınmaz. Genellikle genç danalar tercih edilir, az kısmı da koyun. Bu etlerin sinirleri, yağları ayıklanır. Hiç yağ girmez. Etler akşamdan bir defa çekilir, tuzu atılır, 12 saat soğuk hava deposunda dinlendirilir. Sabah bir defa daha çekilir, köfte yapılır. Tuzdan başka hiçbir şey katılmaz. Kaliteli etler biftek tadını verir. Köfteler meşe kömürü ateşinde pişirilir. Ahmet Usta’nın Sivas’ta 3 şubesi bulunurken, 4. şube de yakın zamanda Ankara Balgat’ta açılacak.

Çubukçuluk ilgi bekliyor

Zengin tarihî ve kültürel birikimi olan Sivas’ta el sanatları çeşitlilik gösterir. Teknolojinin gelişmesiyle, eski önemi kalmasa bile; halıcılık, bakırcılık, çubukçuluk, bıçakçılık ve gümüşçülük hâlâ yapılmakta. Çubukçuluk (ağızlık ve kalem yapımcılığı) yapan Erol Açıl’ı, küçücük dükkanında, tezgahının başında, çubuklara şekil verirken buluyoruz. Çubukçuluk Erol Usta’nın dede mesleği, yaşı 50, kendini bildi bileli bu sanatı yapıyormuş. 25 sene evvel bu sanatla uğraşan 15 usta varmış, şimdi sayıları 6’ya kadar düşmüş, yeni usta yetişmiyormuş... Çubuk “germişek” ağacından yapılıyor. Fındık ağacına benzeyen bu ağaçları köylüler getiriyor. Ağaçta budak bulunmamasına dikkat edilir. Ağaç belli ölçüde kesilir, kurutulur, 15 defa elden geçirilir. Ebat ebat kesilir, sıcak ateşte doğrultulur, kabuğu alınır, tekrar doğrultulur, tornaya bağlanarak kaba işçiliği yapılır. Sonra ince işçilik, çizgi, boyama, kızartılma, zımpara atılması, içinin delinmesi, işlenmesi, vernik atılması... Sigara yasağıyla birlikte ağızlık talebi düşmüş. Kalem, isimlik, minare gibi turistik eşyalar öne çıkmış. Erol Usta, bu sanatlar yok olur diye çok korkuyor, yetkililerin ilgisizliğine ve duyarsızlığına bir anlam veremiyor...

Resim Ekleme

Bu işi zevkle yaptığını söylüyor Erol Usta, “Nafakamı kazandım, bundan emekli oldum” diyor...

SİVAS’IN SİMGELERİNDEN...

Resim Ekleme


‘CESUR’ KANGALLAR


Güneşli, sıcak bir sonbahar günü; ruhumuzu okşayan bir tabiat ve mert Sivaslılarla yapılan zevkli bir yolculuk. Kangal ilçesine yaklaşınca, solda Kangal Köpeği çiftliğini görüyoruz. Kaymakamlığa ait olduğunu öğrendiğimiz çiftliğe gidiyor, koruma altında bulunan, dünyaca meşhur bu ırkı tanımaya çalışıyoruz. Bakıcı, sadakat ve gücün timsali olan bu özel çoban köpekleri hakkında bilgi veriyor, “Cesur” diye seslendiği Kangal’ı getiriyor, resim çektiriyoruz. Babiller zamanından beri bilinen, savaş köpeği olarak kullanılan, at ve aslan avında kendisinden faydalanılan bu cesur hayvan, sürülerin ideal bekçisi olarak bilinmekte. Ama dünyaca bilinen bu hayvan için, o çiftliğin yakışmadığını da yazmamız gerek. İlçenin girişindeki dev Kangal Köpeği heykeli de ilgi çekiyor.

Resim Ekleme

DOKTOR BALIKLAR!



Kangal’a 13 kilometre mesafede bulunan ‘Balıklı Çermik’e gidiyoruz. Sarı yapraklı ağaçları, içinde balıkların yüzdüğü, dere gibi akan kaplıca suyu çok güzel ve etkileyici. Tesisler ve havuzlar bakımlı görünüyor. 36-37 derece sıcaklıktaki kaplıca suyunun bulunduğu havuz çok berrak görünüyor, içinde “minik doktor balıklar” kaynıyordu. Dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmadığı söylenen bu balıklar, tedavisi mümkün olmayan sedef hastalığı için birebir. Sedef ve çeşitli cilt hastalıkları bulunan birçok insan bu kaplıcaya gelip şifa bulmakta.


Kurtar beni Sivaslım , Gel Tut Elimden
Yeni Başlık  Cevap Yaz



Forum Ana Sayfası  »  SİVAS TANITIM
 »  Eski Başkent Sivas

Forum Ana Sayfası


 


Benzer konular
Başlık Yazan Cevap Gösterim Son ileti
Konu Klasör Eski Sivas elektrospot 0 151 28.02.2012- 13:02
Konu Klasör Sivas'ın Eski Adı admin 0 859 29.03.2011- 12:26
Konu Klasör Eski Sivas Evleri admin 0 1050 01.02.2011- 17:58
Konu Klasör Sivas Eski Resimleri ( Nostalji ) admin 0 3257 30.12.2009- 00:43
Konu Klasör Eski Divriği Evleri admin 0 840 01.02.2011- 18:01

Etiketler   Eski,   Başkent,   Sivas


Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2010   phpKF Ekibi

Sivas:ws Sivas Forum

 RSS Beslemesini Görmek için Tıklayın   RSS Beslemesini Google Sayfama Ekle   RSS Beslemesini Yahoo Sayfama Ekle



| Sitemap Güncelle | Sitemap | Ping |
| Sivas |
Turizm ve Ulaşım